
Sanatçı ve Sanatseverin edebi ve edepli olduğu günlerdi o günler. Sinemaya, tiyatroya, şiir dinlenecekse muhabbete gidilirken bayramlık elbiseler seçilir, çokça heyecan alınır en beyefendi havalara girilir, öyle gidilirdi gidilecek yere. 1970 ‘ li yıllarda belki de mahallesinde bir tiyatro salonu olan ender insanlardandım. Bir adabı vardı tiyatroya ve tüm kalabalık yerlere gitmenin. Özellikle ayakkabılarıma dikkat [...]
Devamını oku...28. Mayıs 2011
Hala herşeye el konulmaya devam ediliyor. Bu el koyma mevzuu yaz yaz bitmeyecek gibi gözüküyor.El koyma mevzuunu yakından inceledikce, çeşit çeşit el koyma teknikleri ve pozisyonları olduğunu keşfetmek uzun sürmedi. Bir de dolaylı ve dolaysız olarak iki farklı çuvaldıza ayrılan koymalar var .Dolandırmadan harbi harbi aleni koyanlara dolaysız, siz hiçbir tedbir almadan ve dahi ayaktayken [...]
Devamını oku...28. Mayıs 2011
“Aç bir mide nasıl direnebilir kokmuş bir pastırmaya ” diyerek bitiriyoruz hafta sonunu. Ne garip değil mi? Mide, pastırmanın kokmuşluğuna rağmen, iş açılığa denk düşünce kabullenebiliyor tatlı tatlı iğrenmeyi ve pastırma ise boş bir mideye esaslı konuşlanabilmenin sevincinde. Yılanla İneğin hikâyesi de buna benzer bir “alanda verende memnun” anlayışıyla tecelli ediyor. Nitekim her ineğin bir [...]
Devamını oku...19. Şubat 2010
“…hasktir saat daha 10 buçuk. vakit geçmiyor lan. canım benim, beni ne kadar seviyorsa, şu şartlarda ve namüsait bir vaziyette olmasına rağmen yarın geliyor. böyle de beklemekle geçmez ki zaman. en iyisi kafayı vurup yatmak, uyuyabilirsem ne ala. ‘o an bütün kalbim doluydu; geçmiş bazı anılar ruhumun yüzüne çıkmak istiyordu, gözlerim yaşlanıyordu.‘ lan göthe, seni [...]
Devamını oku...18. Şubat 2010
ziyadesiyle kişiler “kendilerine gelinmesini” pek sever, önemserler. gerçekten de önemli bir ihsas, değerli bir hissiyat, memnun edici bir oluştur bir insan için “kendisine gelinmesi”. kişi kendini aziz hisseder, kendisine kıymet verildiğini düşünür. hele hele “misafir seven” bir kişisyse söz konusu, memnuniyetin ve doğal olarak egonun eriştiği hazzın daha yoğunlaşması mümkündür. peki “beni seven bana gelsin” [...]
Devamını oku...11. Şubat 2010
Doğa okuldan gelir gelmez yemeğini yedi. Dişlerini fırçaladı. Hemen Çınarın tepesindeki ağaç evine çıkıp orada Toprak Kız ile Gök Oğlanın maceralarını okumaya başladı. Toprak Kız ile Gök Oğlan mutlu yaşamışlar. Yıllar sonra çok güzel bir kızları olmuş. Ona Bahar adını vermişler. Bahar’ın gözleri bal rengiydi. Güldüğünde gözlerinde papatyalar açardı. Sarı saçları küçük elmas omuzlarından dalga [...]
Devamını oku...10. Şubat 2010
Doğa düz siyah saçlı, zeytin gözlü, uzun yüzlü sevimli bir kız çocuğuydu. Bakışları büyümüş de küçülmüş cinstendi. Sabahları kahvaltısını yapar, dişlerini fırçalar okulun yolunu tutardı. Okulu yakın olduğu için yürüyerek giderdi. Yol boyunca bakkal Ali amcaya, manav Mehmet abiye, Simitçi Ayşe teyzeye günaydın der neşe içinde okula girerdi. Öğleden sonraları eve döndüğünde masada öğlen yemeği [...]
Devamını oku...10. Şubat 2010
Ayşe Nine, “Yavrularım, size Gelinciğin hikayesini anlatayım mı?” Hepsi birden “eveeet” diye bağırdı. Ayşe nine,”Peki peki sessiz olun ve yatağınızda kıpırdamadan durun. Başlıyorum.” dedi. “Çocuklar, Gelincik üzerine bir çok masal vardır. Gelincikler tek mevsimlik bitkilerdir. Uzun boynu üzerinde kırmızı çanağının dibinde siyah noktalar vardır. Kara gözlerine kırmızı sürme çekilmiş gelin göz gibidir gelincik. Kırmızı ve [...]
Devamını oku...10. Şubat 2010
Canan, Seda, Emine akşam güneşinin kızıla boyadığı gökyüzünü hayran hayran izlediler. Karla kaplı ormandaki anne ve babalarının dağda yaktıkları meşe kömürü dumanına bakarak, onların kendilerine mesaj yolladığını hayal edip, bunu okumaya çalıştılar. Hepsi yarın ki derslerini yapmak için üst kata çıktılar. Çocukların gürültüsü artınca, Ayşe Nine: ” dersinizi sessizce çalışır ve bitirirseniz akşam yatmadan önce [...]
Devamını oku...10. Şubat 2010
Nergis, Kardelen’e verdiği sözü tutamamanın sancısını için için yaşıyordu. Nergis, kimseye bir şey belli etmemek için etrafı kahkahalarla çınlatıyor, sahte gülücükler atıyordu. Kendini beğenmişliği galip gelmişti. Arkadaşını kandırdığını, sözünü tutmadığını unutmaya çalışıyordu… Nergis, baharın gelmesi ile birlikte süslenip, güzelleşip ortaya çıkmış ve en güzel kokuları yaymış. Bütün orman, dağ, taş burcu burcu Nergis’in kokusuyla dolmuş. [...]
Devamını oku...
28. Mayıs 2011
0 Yorum