Necip Tosun

Gün Devrildi Cadde-i Kebir’de

9. Mart 2010

0 Yorum

Gün Devrildi Cadde-i Kebir’de

Öy­le­si­ne bir şey­miş gi­bi, gün dev­ril­di uzak­lar­da, umur­sa­maz, al­dır­maz bir sı­ra­dan­lık­la. Par­ça­lan­dı gü­neş, bir ya­rı­sı de­niz­de, öbür ya­rı­sı son­suz­luk­lar­da. Gün dev­ril­di uzak­lar­da, ses­siz­li­ğe bir şim­şek. Kub­be­ler­den gü­ver­cin­ler fır­la­dı gök­yü­zü­ne, ka­nat ses­le­ri ala­ca­ka­ran­lı­ğa ka­rış­tı. Bir­den ışık­la­rı pat­la­dı Cad­de-i Ke­bir’in. İn­san­lar­da bir te­lâş. Son an­da bir şe­ye ye­ti­şe­cek­ler­miş gi­bi, son [...]

Devamını oku...

Sabahattin Ali

Arabalar Beş Kuruşa

9. Mart 2010

0 Yorum

Arabalar Beş Kuruşa

Akşam, caddelerin kalabalık zamanında, köşe başına bir kadınla bir çocuk gelirdi. Siyah bir çarşafa bürünen kadın elleriyle çarşafını yüzüne kapatır, yalnız iki siyah göz, sokağın yarı aydınlığında, parıltısız, önüne bakardı. Çocuk yanında ayakta dururken o çömelir, küçük bir çuvaldan birtakım oyuncaklar çıkarırdı: Bunlar bir değneğin ucuna takılmış bir çift tahta tekerlekti. Tekerleklerin üzerinde, iki yuvarlak tahtanın [...]

Devamını oku...

Serdar Tuncer

Güneşe Yazı Yazılmaz

4. Mart 2010

0 Yorum

Güneşe Yazı Yazılmaz

Çok eski zamanlarda çok uzaklarda bir ülke vardı. Dağların arkasında yemyeşil bir ovaya kurulmuş, insanların yüzünden gülücük eksik olmayan, pırıl pırıl bir ülkeydi burası. Bu ülkenin insanları şimdi her zamankinden daha mutluydular. Çünkü yıllar sonra padişahlarının nihayet bir çocuğu olmuştu. Nur topu gibi, güzeller güzeli, elleri yumuk yumuk, yanakları al al bir kız bebek. Kurbanlar kesildi, [...]

Devamını oku...

Münire Daniş

Kırık Aynalar

2. Mart 2010

0 Yorum

Kırık Aynalar

“Bir ayna da, bazı bazı, bir tuz gölü gibi gözleri yakar.” Exupery Hüznü sonsuzmuş gibi hissettiren bir nağme sürüyor içimde. Bir türlü bitmeyen yollara mecbur bir yolcu için hasret öyle eski, öyle uzun bir takvim ki mesafelerinde kaybolmayacak gönül bulunmaz. O mesafelerde kaybolmayı ben seçmemiştim. Düze çıkmayı düşlerken, sineme aşılamayan kalelerin surları örülüyordu, farkında olamamıştım. O mesafelerin kalbimdeki derinliklerine [...]

Devamını oku...

Nedim Gökhan Aydın

Gözlerin Fırtınası ve Ellerin Depremi

2. Mart 2010

0 Yorum

Gözlerin Fırtınası ve Ellerin Depremi

Stres vardı ve de sıkıntı. Belki biraz da aşk. Genç yavaş yavaş çevirdi başını; Pencerenin önündeki, en öndeki sıraya doğru. Dalıyordu, neredeyse dalıyordu, zil çaldı… Sıradaki kalktı ve genç onun çıkışını izledi. Düşünüyordu, hem de çok düşünüyordu. Omzuna dokunan elle ürperdi. Arkadaşıydı, hatta en iyisiydi. Koridora çıktılar ve yürüdüler. Ağır ağır, tebeşir [...]

Devamını oku...

Ahmet Hamdi Tanpınar

Bir Yol

1. Mart 2010

0 Yorum

Bir Yol

Birdenbire ayağa kalktı ve eliyle trenin penceresinden işaret ederek: -İşte, dedi, şu gördüğünüz küçük yol, şu iki ağaç arasında tepenin eteğini kıvrılan patika… Fevkalâde hiçbir tarafı yok değil mi? Hemen her yerde bol bol rastgelebileceğimiz alelade bir şey… Bununla beraber nereye gittiğini, nereden geldiğini bilmediğim, bir dönemeçte kaybolan tozlu parçasından başka hiç [...]

Devamını oku...

Adalet Ağaoğlu

Şiir ve Sinek

1. Mart 2010

0 Yorum

Şiir ve Sinek

Oh, dedi Şükriye Hanım, ohh, kızım geliyor. Oh Allah’ım, hiç aklımda yoktu, taa yaz ortasını bulur artık, başka gelemez diyordum, oh ne iyi oldu, bayram seyranlar da bitti artık peş peşe, taş çatlasa mektebi koyup gelemez diyordum, geliyor işte, hey güzel Allah’ım, ne diye kapatıyorlar mektepleri böyle durup dururken, oh iyi oldu, çok şükür oh, [...]

Devamını oku...

Genel

İnsana Hayvanlık Dersi

27. Şubat 2010

0 Yorum

İnsana Hayvanlık Dersi

Onu ilk gördüğü anı unutamıyordu. Bir gazetede ‘ücretsiz teriyer verilecektir’ ilanını okuduğunda, hemen telefon etmiş, hayvanı görmek ve sahiplenmek istemişti. Bu hayvan sevgisini Can’a sevgili arkadaşı Meliha Yılmaz aşılamıştı. Oysa daha bir ay öncesine kadar Can’ında, canı kadar sevdiği bir teriyeri vardı. Daha iki aylıkken almış, üç yaşını henüz geçmişti [...]

Devamını oku...

Sait Faik Abasıyanık

Yalnızlığın Yarattığı İnsan

26. Şubat 2010

0 Yorum

Yalnızlığın Yarattığı İnsan

Pardösüsünün kürklü yakasını kaldırınca üşüdü mü diye baktım. Aslında soluk esmer yüzü balmumu gibi sararmıştı. - Üşüdün, dedim. Kaşını kaldırdı. Yanağındaki çıban yerinde kan yoktu. Durdum. Yüzünü avuçlarıma alıp oğaladım. - Neden böyle oldun, dedim. Güldü. Karanlığa doğru tükürdü. Başını iki tarafa şiddetle salladı. - Olurum bazı bazı böyle, dedi. - Bir yere girelim, dedim. - Girelim, dedi. Girelim ama [...]

Devamını oku...

Oğuz Atay

Beyaz Mantolu Adam

26. Şubat 2010

0 Yorum

Beyaz Mantolu Adam

Kalabalık bir topluluk içindeydi. Başarısızdı. Parası yoktu. Dileniyordu. Caminin önündeydi. Büyük bir camiydi bu. Minareleri, kubbeleri, kemerleri ve parmaklıklı pencereleri filân hepsi tamamdı. Özellikle avlusu: dilenenler için en önemli yer. Bir kenarda duruyordu. Hiçbir hüner göstermediği için ya da acındırıcı bir garipliği olmadığı için ya da kendisini çevreden ayırıp başarısızlığına üzülecek kadar düşünemediği için dilenirken [...]

Devamını oku...