
9. Haziran 2010
BİR SABAH UYANIYORUM. BUGÜN HAVA ÇOK GÜZEL. TARİH 11 TEMMUZ GÜNLERDEN C.TESİ AĞAÇLAR YEMYEŞİL. HERŞEY MÜKEMMELİYET SEVİYESİNE ULAŞMIŞ DURUMDA. ZAMAN SANKİ BİRİ TARAFINDAN KOVALANIYORMUŞ GİBİ KAÇIP DURUR.VE VE İŞTE O AN. HAVA SANKİ YAĞMUR YAĞACAK GİBİ. HER TARAF BİRDEN SESSİZLEŞTİ. ÇOCUKLARIN SESİ ÇIĞLIK GİBİ GELİYOR. MÜKEMMELİYET SIR PERDESİNİN ARKASINA DOĞRU KOŞUYOR. BİR MESAJ YAĞAN YAĞMURMU [...]
Devamını oku...28. Mayıs 2010
günlerden salı herzamanki gibi işten cıkıp eve gitmek icinyola koyuldum ogünde icimde kötübirvar hictadım duzumyok kendimden gecmiş şekilde eve giyorum eve giderken yolkenarından bir araba yaklaşdı bana arabayısüren kişi oralarda bulunan bir ev tarif etdi bende o evi bilmiyorumdedim gercekdende bilmiyordum snra tşk etdi bnde yola devam etdim araba bir süre orda durdu [...]
Devamını oku...13. Nisan 2010
AĞIR BEDEL Bazı insanlar şansız mı doğmuş bilmiyorum, ama Nurcan’ın şansız doğduğu kesin. Daha doğrusu o öyle düşünüyordu. Çünkü hayatı hiç istediği gibi bir hayat değildi. Nurcan; çok zengin bir ailenin tek evladıdır. Aile si ona olabildiğince maddiyat sağlamıştır, her istediği alınmıştır hatta istemeye fırsat bulamadan alınmıştır. Ama tek bir eksiği vardır, o [...]
Devamını oku...22. Mart 2010
–Bir köy öğretmeninin notlarından– İstasyondan kalkıp vilayet merkezine giden kamyon, iki saat kadar sarstıktan sonra, beni gideceğim köye ayrılan yolun başında bıraktı. İki adım bile atacak halim yoktu. Çantamı yanıma koyarak, kenarlarından otlar fırlayan bir taşın üstüne oturdum. Kafamdaki uğultuyu dinlemeye başladım. İçi tozla karışık ter kokan kamyon dünyanın bu en bozuk yolunda bizi birbirimize vura vura [...]
Devamını oku...22. Mart 2010
Oturduğum mahallede pek çok eczane var. Her sabah yürüdüğüm yolun üstünde, sağda ve solda yeni yeni eczaneler açılıyor. Sürekli uğradığım bir iki eczane vardı, gerektikçe reçeteleri onlarda yaptırırım, tuvalet malzemesi, şampuan, pamuk, diş macunu, tampon, ter ilacı gibi gereçleri oralardan alırım. İsimleri hep birbirine benzer. Pamuk Eczanesi, Park Eczanesi, Kuğulu Eczanesi gibi… Bu sabah jimnastik salonundaki [...]
Devamını oku...9. Mart 2010
Öylesine bir şeymiş gibi, gün devrildi uzaklarda, umursamaz, aldırmaz bir sıradanlıkla. Parçalandı güneş, bir yarısı denizde, öbür yarısı sonsuzluklarda. Gün devrildi uzaklarda, sessizliğe bir şimşek. Kubbelerden güvercinler fırladı gökyüzüne, kanat sesleri alacakaranlığa karıştı. Birden ışıkları patladı Cadde-i Kebir’in. İnsanlarda bir telâş. Son anda bir şeye yetişeceklermiş gibi, son [...]
Devamını oku...9. Mart 2010
Akşam, caddelerin kalabalık zamanında, köşe başına bir kadınla bir çocuk gelirdi. Siyah bir çarşafa bürünen kadın elleriyle çarşafını yüzüne kapatır, yalnız iki siyah göz, sokağın yarı aydınlığında, parıltısız, önüne bakardı. Çocuk yanında ayakta dururken o çömelir, küçük bir çuvaldan birtakım oyuncaklar çıkarırdı: Bunlar bir değneğin ucuna takılmış bir çift tahta tekerlekti. Tekerleklerin üzerinde, iki yuvarlak tahtanın [...]
Devamını oku...4. Mart 2010
Çok eski zamanlarda çok uzaklarda bir ülke vardı. Dağların arkasında yemyeşil bir ovaya kurulmuş, insanların yüzünden gülücük eksik olmayan, pırıl pırıl bir ülkeydi burası. Bu ülkenin insanları şimdi her zamankinden daha mutluydular. Çünkü yıllar sonra padişahlarının nihayet bir çocuğu olmuştu. Nur topu gibi, güzeller güzeli, elleri yumuk yumuk, yanakları al al bir kız bebek. Kurbanlar kesildi, [...]
Devamını oku...2. Mart 2010
“Bir ayna da, bazı bazı, bir tuz gölü gibi gözleri yakar.” Exupery Hüznü sonsuzmuş gibi hissettiren bir nağme sürüyor içimde. Bir türlü bitmeyen yollara mecbur bir yolcu için hasret öyle eski, öyle uzun bir takvim ki mesafelerinde kaybolmayacak gönül bulunmaz. O mesafelerde kaybolmayı ben seçmemiştim. Düze çıkmayı düşlerken, sineme aşılamayan kalelerin surları örülüyordu, farkında olamamıştım. O mesafelerin kalbimdeki derinliklerine [...]
Devamını oku...
22. Temmuz 2010
1 Yorum