
Çok güzel bir gün. Bir sürü odası, upuzun koridorları olan kocaman bir evdeyiz. Bahçedeki ağaçların gölgeleri yok. Odadaki perdeler çok büyük. Yerdeki taşlarda yıldızlar kadar çok yüz var. İkimiz bu evde mi kalıyoruz, yoksa birimiz misafir miyiz, bilmiyorum. Beş, altı yaşlarındayız. Belki sen dokuz yaşındasındır. Çünkü sen artık büyük olmak istiyorsundur. Evde bizden başka kimse [...]
Devamını oku...12. Şubat 2010
Bugün hava kapalı olduğu halde oltayı alıp denize inmiştim. Tahmin ettiğim gibi, balık malık yoktu, bisikleti de almadığımdan eve sahilden dönüyordum. Bir ara, hayal kurmaya başlamış olduğumu fark ettim. Daha başındayken fark ettim, çünkü hem güzel, hem seksi, hem de bana âşık bir doktor, üstü açık beyaz otomobiliyle beni yazlığına götürüyordu. Üstelik rüzgâr gözlerimi yumdurup [...]
Devamını oku...12. Şubat 2010
“Geldiğimden beri iki laf etmedin” der, Saime. Feridun masanın kenarındaki sandalyeye oturmuş, dirsekleri masaya dayalı, elindeki gazeteyi bükerek, “Etmedik!” diye düzeltip, sinirlenir. Saime, neden böyle olduğunu anlamamış gibi bakınca, “Çünkü” der, Feridun, “başından beri, en başından beri uzağız birbirimize.” Saime cam kenarındaki sedirde her an kalkabilirmiş gibi eğreti otururken, başını eğer, yirmisine gelmektedir, sıkılır, [...]
Devamını oku...12. Şubat 2010
Hayaller Ve Gölgeler 15 Elindeki tebeşir tozunu üzerine silerken zil elinden kayıp aşağıya çiçeklerin üzerine düştü ama ancak yalnız gezen bir yarasanın duyabileceği kadar çınlayabildi. Tebeşir kokusu kalmış mı, diye parmaklarını kokladıktan sonra kendini duvardan aşağı sarkıtıp yavaşça yere bıraktı. Doğrulurken tıpkı filmlerdeki gibi başucunda elfeneriyle -zamanı olsaydı bu hayali gaz lambasıyla değiştirecekti- [...]
Devamını oku...
12. Şubat 2010
0 Yorum