Tag Archive | "hikaye oku"

Asfalt Yol

Pazartesi, Mart 22, 2010

0 Yorum

Asfalt Yol

–Bir köy öğretmeninin notlarından– İstasyondan kalkıp vilayet merkezine giden kamyon, iki saat kadar sarstıktan sonra, beni gideceğim köye ayrılan yolun başında bıraktı. İki adım bile atacak halim yoktu. Çantamı yanıma koyarak, kenarlarından otlar fırlayan bir taşın üstüne oturdum. Kafamdaki uğultuyu dinlemeye başladım. İçi tozla karışık ter kokan kamyon dünyanın bu en bozuk yolunda bizi birbirimize vura vura [...]

Continue reading...

Arabalar Beş Kuruşa

Salı, Mart 9, 2010

0 Yorum

Arabalar Beş Kuruşa

Akşam, caddelerin kalabalık zamanında, köşe başına bir kadınla bir çocuk gelirdi. Siyah bir çarşafa bürünen kadın elleriyle çarşafını yüzüne kapatır, yalnız iki siyah göz, sokağın yarı aydınlığında, parıltısız, önüne bakardı. Çocuk yanında ayakta dururken o çömelir, küçük bir çuvaldan birtakım oyuncaklar çıkarırdı: Bunlar bir değneğin ucuna takılmış bir çift tahta tekerlekti. Tekerleklerin üzerinde, iki yuvarlak tahtanın [...]

Continue reading...

Kırık Aynalar

Salı, Mart 2, 2010

0 Yorum

Kırık Aynalar

“Bir ayna da, bazı bazı, bir tuz gölü gibi gözleri yakar.” Exupery Hüznü sonsuzmuş gibi hissettiren bir nağme sürüyor içimde. Bir türlü bitmeyen yollara mecbur bir yolcu için hasret öyle eski, öyle uzun bir takvim ki mesafelerinde kaybolmayacak gönül bulunmaz. O mesafelerde kaybolmayı ben seçmemiştim. Düze çıkmayı düşlerken, sineme aşılamayan kalelerin surları örülüyordu, farkında olamamıştım. O mesafelerin kalbimdeki derinliklerine [...]

Continue reading...

Şiir ve Sinek

Pazartesi, Mart 1, 2010

0 Yorum

Şiir ve Sinek

Oh, dedi Şükriye Hanım, ohh, kızım geliyor. Oh Allah’ım, hiç aklımda yoktu, taa yaz ortasını bulur artık, başka gelemez diyordum, oh ne iyi oldu, bayram seyranlar da bitti artık peş peşe, taş çatlasa mektebi koyup gelemez diyordum, geliyor işte, hey güzel Allah’ım, ne diye kapatıyorlar mektepleri böyle durup dururken, oh iyi oldu, çok şükür oh, [...]

Continue reading...

İnsana Hayvanlık Dersi

Cumartesi, Şubat 27, 2010

0 Yorum

İnsana Hayvanlık Dersi

Onu ilk gördüğü anı unutamıyordu. Bir gazetede ‘ücretsiz teriyer verilecektir’ ilanını okuduğunda, hemen telefon etmiş, hayvanı görmek ve sahiplenmek istemişti. Bu hayvan sevgisini Can’a sevgili arkadaşı Meliha Yılmaz aşılamıştı. Oysa daha bir ay öncesine kadar Can’ında, canı kadar sevdiği bir teriyeri vardı. Daha iki aylıkken almış, üç yaşını henüz geçmişti [...]

Continue reading...

Yalnızlığın Yarattığı İnsan

Cuma, Şubat 26, 2010

0 Yorum

Yalnızlığın Yarattığı İnsan

Pardösüsünün kürklü yakasını kaldırınca üşüdü mü diye baktım. Aslında soluk esmer yüzü balmumu gibi sararmıştı. - Üşüdün, dedim. Kaşını kaldırdı. Yanağındaki çıban yerinde kan yoktu. Durdum. Yüzünü avuçlarıma alıp oğaladım. - Neden böyle oldun, dedim. Güldü. Karanlığa doğru tükürdü. Başını iki tarafa şiddetle salladı. - Olurum bazı bazı böyle, dedi. - Bir yere girelim, dedim. - Girelim, dedi. Girelim ama [...]

Continue reading...

Semaver

Perşembe, Şubat 25, 2010

0 Yorum

Semaver

-Sabah ezanı okundu. Kalk yavrum, işe geç kalacaksın. Ali nihayet iş bulmuştu.Bir haftadır fabrikaya gidiyordu.Anası memnundu. Namazını kılmış,duasını yapmıştı.İçindeki Cenabı Hak’la beraber oğlunun odasına girince uzun boyu,geniş vücudu ve çok genç çehresi ile rüyasında makineler, elektrik pilleri,ampuller gören, makine yağları sürünen ve bir dizel motoru homurtusu işiten oğlunu evvela uyandırmaya kıyamadı. Ali işten çıkmış gibi terli [...]

Continue reading...

Eskici

Perşembe, Şubat 25, 2010

0 Yorum

Eskici

Ne kadar çok şey birikmişti evde. Oda oda temizlemek, ayıklamak gerekiyordu fazlalıkları. Mutfakta, dolabın üstünde birikmiş eski gazetelerden başladı. Önce, şöyle üstünkörü ayıkladı gazeteleri, bazılarını ayırdı; kalanları attı. Sonra, az sonra, “saklanmaları gerekir” diye ayırdıklarını da; arka sayfalarında eş dostun evlenme, nişan, ölüm ilanı olanları; aile ya da dost çevresinden söz edenleri; ve sonunda kendisinden [...]

Continue reading...

Düğünde Düğüm

Perşembe, Şubat 25, 2010

0 Yorum

Düğünde Düğüm

Her şey dört dörtlüktü. Salon muntazam bir şekilde süslenmiş, masalar en güzel yemeklerle döşenmiş, sünnet çocuğunun yatağının üstüne altın yaldızlı harflerle “Cankut” yazılmıştı. Cankut’un anne ve babası bu güzel geceyi organize edebilmek için çok sıkıntı çekmişlerdi, fakat her şey hallolmuştu işte. Hem de tam istedikleri gibi. Artık o çok önemli [...]

Continue reading...

Projektörcü

Cumartesi, Şubat 20, 2010

0 Yorum

Projektörcü

8:45 vapuru iskeleden kalktıktan sonra, uzak şimşekler yakınlaşmaya başlamıştı. Anadolu sahili bir ara gözden kayboluverdi. Yağmur, projektörün önünde, birtakım hendese-i musattaha şekilleriyle beyaz ve keskin kaynaştı. Kanepede üstüne başına yağmur sıçrayan, uzak ve puslu ışıkların yandığı evleri düşündüğü pek anlaşılan bir adam, yerinden bir iskeleyi kaçırıyormuş gibi aceleyle kalktı. Projektörcünün [...]

Continue reading...
-->

Son Yorumlar