Tag Archive | "hikayeler"

Şiir ve Sinek

Pazartesi, Mart 1, 2010

0 Yorum

Şiir ve Sinek

Oh, dedi Şükriye Hanım, ohh, kızım geliyor. Oh Allah’ım, hiç aklımda yoktu, taa yaz ortasını bulur artık, başka gelemez diyordum, oh ne iyi oldu, bayram seyranlar da bitti artık peş peşe, taş çatlasa mektebi koyup gelemez diyordum, geliyor işte, hey güzel Allah’ım, ne diye kapatıyorlar mektepleri böyle durup dururken, oh iyi oldu, çok şükür oh, [...]

Continue reading...

Eskici

Perşembe, Şubat 25, 2010

0 Yorum

Eskici

Ne kadar çok şey birikmişti evde. Oda oda temizlemek, ayıklamak gerekiyordu fazlalıkları. Mutfakta, dolabın üstünde birikmiş eski gazetelerden başladı. Önce, şöyle üstünkörü ayıkladı gazeteleri, bazılarını ayırdı; kalanları attı. Sonra, az sonra, “saklanmaları gerekir” diye ayırdıklarını da; arka sayfalarında eş dostun evlenme, nişan, ölüm ilanı olanları; aile ya da dost çevresinden söz edenleri; ve sonunda kendisinden [...]

Continue reading...

Gelinlik Kız

Perşembe, Şubat 18, 2010

0 Yorum

Gelinlik Kız

Çocukken gidilen evler iki türlüydü: Annemin seçtiği dostluklar ve gitmek zorunda kaldığı yerler. Annemin gönlünce kurduğu dostlukları severdim ben. Çoğu dünyadan elini, eteğini çekmiş kimselerdi. Öyle yerlere gideceğimizde annemin ince kıvrımlarla biçimlenmiş dudakları sevinçle çözülüyor; ruj, dudaklarda hafifçe gezinip kızıla dönüştürüyor kırmızısını. Kapıdan kedi adımlarıyla çıkıyoruz. Annem, dikkatle [...]

Continue reading...

Kırmızıyı Gören Adam

Pazartesi, Şubat 15, 2010

0 Yorum

Kırmızıyı Gören Adam

Yeah, you bleed just to know you are alive (Ah! Yaşadığın bilmek için kanatıyorsun kendini) Goo Goo Dolls-Iris Çalar saatin huzursuz sesi ile gözünü açtı [...]

Continue reading...

Bir odada…Yalnız:

Cumartesi, Şubat 13, 2010

0 Yorum

Bir odada…Yalnız:

“bukowski’ye…” kafamda bin bir düşünce, bin bir tilki, bin bir ölüm. uyuyamıyorum, bu kesin zaten, son günlerde bundan çok bahsettim. bu defa mevzu uyuyamamam değil de uyumaya çalıştığımda karşılaştığım enteresan bir durum. uyuyup uyumadığımı bilmiyorum, yaşadıklarım gerçek mi, zahir mi, onu da ama başıma gelenler bir hayli garip. aslında uyuyor olmam lazım, ama bu mendebur oda [...]

Continue reading...

Babamın Sevgilisi

Cuma, Şubat 12, 2010

0 Yorum

Babamın Sevgilisi

Bak şu köşedeki oğlan sana işaret ediyor. Gördüm. Bana sorarsan iyi bir hıyara benzemiyor. Az önce de ortada dans eden sarışına kur yapıyordu. Bir şıp sevdi olabilir. Bu tür erkekleri iyi tanımalısın. Bir çok erkek için kadının nasıl olduğu pek fazla önemli değildir, yatabiliyorlarsa, bir gece için hepsine, her şeye katlanabilirler. Ertesi gün [...]

Continue reading...

Herkes Kendini Yaşar

Cuma, Şubat 12, 2010

0 Yorum

Herkes Kendini Yaşar

Yine o ince sızı yüreğine saplandı. Bu hafta kaçıncı daralma anıydı? Sevmekten mi yorgun düşmüştü yüreği yoksa yalancı baharların ağırlığı mıydı bu… Nedenler niçinler ile uğraşacak ne vakti vardı ne gücü. Sahile inip bir fincan kahve içmek istedi. Yerinden kalkacak gücü yoktu. Hafifçe inledi. Bir pencere kenarında umarsız bir öğle sonrasında, yabancılaşmış, yaşamayı unutmuş gibi öylece [...]

Continue reading...

Maço

Perşembe, Şubat 11, 2010

0 Yorum

Maço

Evin içinde herkes bir köşede oturuyordu. Arada sırada göz göze geliyorlar ama hiç konuşmuyorlardı. Suratları bembeyaz kesilmişti. Televizyonda ancak kendini güldürebilen komedyenler sıradan skeçlerinden bir tanesini oynuyorlardı. Ne Yeliz, ne Hakan, ne de anneleri Yeşim televizyon seyretmiyorlardı. Akşam olmaktaydı. Kuşlar yuvalarına gitmeye başlamıştı. Boğazında balgam olduğu belli olan bir imam akşam [...]

Continue reading...

Alkış Tutuyorum

Perşembe, Şubat 11, 2010

0 Yorum

Alkış Tutuyorum

Sabahın fersiz ışığı griye boyamış sokakları. Şöyle güzel, pırıltılı bir güneş olsa, sokaklar pembe-sarı görünse! Kaldırım kenarında üç dört kedi dedikodu yapıyor. Tüh! El arabası: gıcııır, gırç!.. Kaçıştılar her biri bir yana. Tam da en heyecanlı yerindeyken! Şişman hanım balkondan çarşaf silkeliyor. Göz ucuyla bu yana bakıyor. Doğru. Ne ayıp! Aylardır [...]

Continue reading...

Masal Sayısı

Perşembe, Şubat 11, 2010

0 Yorum

Masal Sayısı

Hiç varmış, hep yokmuş. Yaşama kullanan çokmuş. Kayıp zaman izinde, kabak kemanı içinde. Develer hip-hopçu, pireler kuaför iken, ben annemin puşetini tıngır mıngır sürer iken. Ak sakal, boz sakal. Yüzde oyuklara saklanmış yok sakal. Ben ki kasap olsam, sallayamam satırı. Nalbant olsam hele.. nallayamam katırı. 40 katır ile 40 satır arasında [...]

Continue reading...
-->

Son Yorumlar