Tag Archive | "türk edebiyatı"

Asfalt Yol

Pazartesi, Mart 22, 2010

0 Yorum

Asfalt Yol

–Bir köy öğretmeninin notlarından– İstasyondan kalkıp vilayet merkezine giden kamyon, iki saat kadar sarstıktan sonra, beni gideceğim köye ayrılan yolun başında bıraktı. İki adım bile atacak halim yoktu. Çantamı yanıma koyarak, kenarlarından otlar fırlayan bir taşın üstüne oturdum. Kafamdaki uğultuyu dinlemeye başladım. İçi tozla karışık ter kokan kamyon dünyanın bu en bozuk yolunda bizi birbirimize vura vura [...]

Continue reading...

Azgelişmişlik Eczanesi

Pazartesi, Mart 22, 2010

0 Yorum

Azgelişmişlik Eczanesi

Oturduğum mahallede pek çok eczane var. Her sabah yürüdüğüm yolun üstünde, sağda ve solda yeni yeni eczaneler açılıyor. Sürekli uğradığım bir iki eczane vardı, gerektikçe reçeteleri onlarda yaptırırım, tuvalet malzemesi, şampuan, pamuk, diş macunu, tampon, ter ilacı gibi gereçleri oralardan alırım. İsimleri hep birbirine benzer. Pamuk Eczanesi, Park Eczanesi, Kuğulu Eczanesi gibi… Bu sabah jimnastik salonundaki [...]

Continue reading...

Arabalar Beş Kuruşa

Salı, Mart 9, 2010

0 Yorum

Arabalar Beş Kuruşa

Akşam, caddelerin kalabalık zamanında, köşe başına bir kadınla bir çocuk gelirdi. Siyah bir çarşafa bürünen kadın elleriyle çarşafını yüzüne kapatır, yalnız iki siyah göz, sokağın yarı aydınlığında, parıltısız, önüne bakardı. Çocuk yanında ayakta dururken o çömelir, küçük bir çuvaldan birtakım oyuncaklar çıkarırdı: Bunlar bir değneğin ucuna takılmış bir çift tahta tekerlekti. Tekerleklerin üzerinde, iki yuvarlak tahtanın [...]

Continue reading...

Semaver

Perşembe, Şubat 25, 2010

0 Yorum

Semaver

-Sabah ezanı okundu. Kalk yavrum, işe geç kalacaksın. Ali nihayet iş bulmuştu.Bir haftadır fabrikaya gidiyordu.Anası memnundu. Namazını kılmış,duasını yapmıştı.İçindeki Cenabı Hak’la beraber oğlunun odasına girince uzun boyu,geniş vücudu ve çok genç çehresi ile rüyasında makineler, elektrik pilleri,ampuller gören, makine yağları sürünen ve bir dizel motoru homurtusu işiten oğlunu evvela uyandırmaya kıyamadı. Ali işten çıkmış gibi terli [...]

Continue reading...

Eskici

Perşembe, Şubat 25, 2010

0 Yorum

Eskici

Ne kadar çok şey birikmişti evde. Oda oda temizlemek, ayıklamak gerekiyordu fazlalıkları. Mutfakta, dolabın üstünde birikmiş eski gazetelerden başladı. Önce, şöyle üstünkörü ayıkladı gazeteleri, bazılarını ayırdı; kalanları attı. Sonra, az sonra, “saklanmaları gerekir” diye ayırdıklarını da; arka sayfalarında eş dostun evlenme, nişan, ölüm ilanı olanları; aile ya da dost çevresinden söz edenleri; ve sonunda kendisinden [...]

Continue reading...

Gelinlik Kız

Perşembe, Şubat 18, 2010

0 Yorum

Gelinlik Kız

Çocukken gidilen evler iki türlüydü: Annemin seçtiği dostluklar ve gitmek zorunda kaldığı yerler. Annemin gönlünce kurduğu dostlukları severdim ben. Çoğu dünyadan elini, eteğini çekmiş kimselerdi. Öyle yerlere gideceğimizde annemin ince kıvrımlarla biçimlenmiş dudakları sevinçle çözülüyor; ruj, dudaklarda hafifçe gezinip kızıla dönüştürüyor kırmızısını. Kapıdan kedi adımlarıyla çıkıyoruz. Annem, dikkatle [...]

Continue reading...

Kaybolan

Perşembe, Şubat 18, 2010

0 Yorum

Kaybolan

Erkek kapıyı açtıktan sonra geri çekildi. Geçmesi için karısına yol verdi. Ellerinde küçük yol çantaları, bavullarıyla eve girdiler. Bir tuhaftı evin içi. On gündür insansız kaldığını belli eden bir hava, bir yabancılık kokusu sinmişti her köşesine. Kadın salonun bahçeye bakan pancurlarını açtı. Nisan başlarında bir ikindi üstünün hızı geçmiş güneşi eşyayı aydınlattı. —Şu hale bak, dedi. [...]

Continue reading...

Ses

Perşembe, Şubat 18, 2010

0 Yorum

Ses

1. Bizi Beyşehirden Konya’ya götüren kamyon Barsakderesi dedikleri bir boğazda sakatlandı. Şoför ve muavini motör kapaklarını açtılar. Oturdukları minderi kaldırıp onun altından çıkardıkları bir sürü alet ve edavatı ortaya döktüler. Ondan sonra saatlerce süren bir tamir başladı. Bazan her ikisi makinenin alına sürünüp arka üstü yatıyorlar ve elleriyle motörün alt kısmını [...]

Continue reading...

Neveser

Perşembe, Şubat 18, 2010

0 Yorum

Neveser

Şimdi Neveser diyorum ama, onu ilk defa, Feneryolu’na taşındığımız bir bahar, uzun Kalamış iskelesine yanaşmış, yolcularını beklerken gördüğüm gün, burnuna Arap harfleriyle yazılmış ismini -nev ile eser biraz bitişik mi neydi?- Nevasir diye okumuşum. Okuyabilirdim de; ben o zamanlar kaç yaşındaydım, böyle bir cariye, bir halayık, sanki bir Çerkes ismi taşıyan [...]

Continue reading...

Tenis Topu

Perşembe, Şubat 18, 2010

0 Yorum

Tenis Topu

“Bütün günlerim işkence” “Bütün gecelerim senin olduğun yerde” Öğleyin, iltimaslı, bol etli kuru fasulyeden sonra anatomi amfisinde buhar banyosu. Yüreğine bir bulut yerleşmiş, burnu tıkanmış, bacakları uzuyor çekilmekten, belkemiğinde şehvetimsi bir gevşeyiş, kasılıyor, geriliyor, bir yerine dokunan olsa ok gibi fırlayacak. “Klâsik müzikteki kuarterler kadar düzenli ve anlamlı ama dayanılamıyacak kadar can sıkıcı [...]

Continue reading...
-->

Son Yorumlar